28.10.09

Emekler boşa çıkmaz


Ve Japonlar mavi gül'ü "yarattı."

İçecek devi Suntory 1990'dan beri araştırmasını yaptığı konuda başarılı olduğunu açıkladı ve ticari olarak güller tanesi 20-30 dolardan satılmaya başladı. Japonların uzun soluklu planlamaları ve olaylara bakış açıları için iyi bir örnek.

Suntory Blue Rose sitesi Japonca, ancak tanıtım için emek verilmiş, bakmanızı tavsiye ederim.

Suntory Basın Bülteni

8.10.09

Mekanik Türk (Otomat Santraçcı) 2

Şimdi gelelim lafı nereye getireceğime.

Amazon u sanırım çoğumuz biliriz. Amazon un Kasım 2005 de başlattığı bir servis var. Adı da ‘Amazon Mechanical Turk’.

https://www.mturk.com/mturk/welcome

İlgİnç değil mi?

Amazon Mechanical Turk ün yaptığı Mekanik Türk ün yaptığına benziyor. Isimdeki esinlenme de buradan geliyor sanırım.

Amazon, “Software” in kolayca yapamadıklarını insanlara yaptırıyor. Ayni Mehanical Turk un içerisinde ki insanın yaptığı gibi.

Ve sonuçta da herkez ya para kazanıyor ya da başka bir değerç.

- Kutunun içindeki (Amazon MTurk de işi yapanlar yani üyeler)

- Kutunun sahibi (Amazon yani platformu temin edenler)

- Satranç oynayan(Amazon da işini yaptıran)

Konsept ilgimi çekti. InfoKapitalistler de bir anlamda kutunun içinde olanlar.

Neyse ki bizim InfoKapital’ in platformu o Mekanik Turk’ ün kutusu kadar dar değil...

5.10.09

Mekanik Türk (Otomat Santraçcı) 1

Bilineceği üzere 1770 de mekanikçi Wolfgang von Kempelen tarafından yapılmıştı. Napoleon Bonaparte ve Benjamin Franklin' i bile yenmişti.

Uzun süreler nasıl çalıştığı üzerinde fikirler yürütülen otomatın içinde satrançta oldukça tecrübeli biri vardı. Kempelen'in ustalığı da seyredenlerin düşündüğü gibi bir makineye satranç oynatmasında değil, kutunun içinde hiçbir şekilde görebilme olanağı olmayan birine satranç oynatabilmesiydi.

Makinenin içi seyirciye gösterildikten sonra satranç ustası kutunun içine giriyor ve mum ışığında iki büklüm bir şekilde hem karşısındaki oyuncunun yaptığı hamleleri takip edebiliyor hem de otomatı yönetip karşı hamleleri yaptırabiliyordu.

Mekanik Türk'ün sırrı, mekanizmanın bulunduğu kabinin içindeki bölümlerin katlanabilir olmasına ve mekanizmanın önden görüldüğü gibi kabinin tamamını kaplamamasında yatıyordu.Kabin içinde, operatörün oyunu takip etmesine yardım eden ikinci bir satranç tahtası daha vardı. Otomatın oynadığı ana satranç tahtasının altında, her karenin altında zemberek şeklinde bir mekanızma ve her taşın altında da bir mıknatıs bulunuyordu. Bu sistem sayesinde kabin içindeki oyuncu hangi taşın hangi kareye oynadığını takip edebiliyor ve ikincil satranç tahtasında yaptığı hamleleri ana tahtaya bildiren özel düzeneği kullanarak Mekanik Türk'ü hareket ettirebiliyordu.

Yani bir başka değişle insan makineye emir vermiyor makine insana emir veriyordu.

Lafı nereye getireceğim bir sonraki yazımda...

Copyright © 2008 infokapital.com
InfoKapital is not responsible for the content of external internet sites